31 Mart seçimleri, Türkiye siyasetinde tarihi bir dönüm noktası olarak kaydedildi. AKP'nin 22 yıllık seçim galibiyetleri zinciri, CHP'nin yeni yönetimi tarafından kırıldı. Ancak bu başarı, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için bir övünç kaynağı olmaktan çok uzakta görünüyor. Kılıçdaroğlu, 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadığı yenilgiyi sindirmiş olabilir, ancak 5 Kasım 2023’teki CHP Kurultayı’nda genel başkanlık koltuğunu kaybetmesi hala onun için bir yara.
Kılıçdaroğlu'nun bu durumu kabul edememesi, CHP'nin yeni genel başkanı Özgür Özel’in liderliğinde elde edilen 31 Mart seçim zaferini de gölgelemeye çalışmasına neden oluyor. 28 Mayıs'ta halkın yarısını umutsuzluğa sürükleyen seçim sonucunu kabul eden Kılıçdaroğlu, aynı halkın büyük umutlar beslediği 31 Mart seçim sonuçlarını sindiremiyor. Peki bu tepkisi nereden kaynaklanıyor? Geçtiğimiz salı akşamı KRT televizyonunda yaptığı konuşmada hala arkasından hançerlendiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nu suçlamaktan geri durmuyor.
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda "Ben istemedim, çevrem zorladı" diyor. Ancak herkes biliyor ki, bu süreçte kimse onu zorlamadı, aksine kendisi bu göreve talip oldu. Altılı Masa’da adaylık konusunun konuşulmadığını iddia ediyor, ancak konuşturmayanın da kendisi olduğu açık. Anketlerde kendisinin önde olduğunu savunuyor, ancak tüm anketler Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun daha fazla oy aldığını gösteriyordu.
Kılıçdaroğlu'nun "Değişim" konusunun partinin dışında ortaya atıldığını söylemesi de gerçeği yansıtmıyor. Bu konunun tartışılacağı en meşru platform kurultaydır ve değişim talepleri partinin üyeleri ve belediye başkanları tarafından dile getirilmiştir. Kılıçdaroğlu, kendi döneminde seçilen delegelerle yapılan kurultayı kaybetti ve bu, CHP için övünülecek bir durumdur. Çünkü diğer partilerde mutlak liderlerin despotça yönetimi söz konusuyken, CHP’de genel başkanlık seçimle el değiştirdi.
CHP’nin yeni yönetimi, 31 Mart seçimlerinde yerel iktidarı kazanarak büyük bir başarı elde etti. Bu başarı, ülkede kendini dışlanmış hisseden kitlelere "Biz de bu ülkenin vatandaşlarıyız" güvenini verdi. Metropoll'ün mayıs ayı anketi de CHP’nin oylarının yüzde 35’i geçtiğini ve AKP’nin 5 puan önüne geçtiğini gösteriyor.
Kılıçdaroğlu’nun "Bu iktidarla müzakere edilmez, mücadele edilir" söylemi, yeni CHP yönetiminin yumuşama politikasını torpillemeye yönelik bir girişimdir. Ancak anketler, halkın yüzde 64’ünün bu yumuşama politikasını desteklediğini, Kılıçdaroğlu’nun "müzakere etmeyelim, kavga edelim" diyenlerin oranının ise sadece yüzde 12 olduğunu ortaya koyuyor.
Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart zaferinin üzerinden iki ay geçmeden, bu başarıyı gölgelemeye yönelik çabaları başarısızlığa mahkumdur. CHP, yeni yönetimiyle birlikte Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin kapılarını aralamışken, Kılıçdaroğlu’nun bu tutumu, sadece kendi itibarını zedelemektedir. Artık kabullenmenin ve partinin başarısına katkı sağlamanın zamanı gelmiştir.
Yorum Yazın